29 Mayıs 2011 Pazar

Bir Ben

Kendi kendime konuşmalarımın arttığını fark ettim. Bu beni korkutuyor. Kafayı mı yiyorum acaba gerçekten? Ama diğer türlü dinleyecek kimse yok. Kendimi kendimden başka kime böylesine çırılçıplak anlatabilirim?
Bu sabah aynaya bakarken bunu da yazayım dedim. 
Bir de bu şekilde deliren insanların yalnızlıktan delirdiklerini düşündüm. Delirten bir yalnızlık. 

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Why?

Why? Neden? Neden yazıyorum? Buna bir kaç öncesine kadar kelimeleri toparlayıp da cevap veremezdim. Ama şimdi bir cevap hazırladım. 






Tanıdığım çoğu insan yazıp yazmadığımı soruyor. Belli bir 'tipleri' var herhalde yazarların. Aslında böyle düşünmelerinin birkaç sebebini biliyorum sanıyorum. Birincisi, çok kitap okurum. Ve toplumlarda genelde çok kitap okuyan çok yazar tarzında saçma bir inanış var. Oysa benim düşünceme göre çok kitap okuyan daha az yazar. Çünkü kitap okudukça sizden belki birkaç yıl belki de birkaç asır öncesinde aynı şeyleri düşünmüş olduğunu görüp tekrar etmek istemez. Ve çok kitap okudukça insan onlara hak ettikleri değeri vermek ister. Onlara yaraşır şeyler yazmak. Böyle işte. Belki de ben uyduruyorum bunları. Yazamayışıma bahane üretmeye çalışıyorum. Tartışılabilir bir konu.

Ve ikinci sebep. İnsanların neden yazdığımı düşünmeleriyle ilgili. Kitap okumanın getirdiği kelime birikimi. Yazarların düşünceleriyle perçinlenmiş afili laflar. Devrik cümleler. Ben bunları günlük hayatta kullandıkça insanlar kağıda da geçirdiğimi düşünmüş olmalılar. Hayır yapmadım. Evet yaptım. Ama hepsinin gideceği yer aynı oldu. Çöp kutusu....

Evet ben de yazarım arada. Öfkelenince, üzülünce... Bazen biraz sonra ölürsem diye düşünüp insanlar neler hissettiğimi anlasın diye kendimi parçalarım. Ama her şey yazıldıktan sonra anlamını yitirir. Kelimeler acıları anlatamaz, derim. Kimin umurundayım sanki, derim. Yaşarken bile umurumda değiller neden ölümümden sonraki halleri umurumda olsun, derim. Benimkisi bir nevi mektubunu yazamamaktan dolayı intihar edememe anlayacağınız. Bazı insanlara ağlayarak sayfalar dolusu mektup yazdım. Ve bitirince göz yaşlarımı silip tekrar okudum onları. Gözlerimdeki pusu gidince netleşmiş gibiydiler. Hiçbiri aslında benin anlatmak istediğim şey değil yırtıp attım. Belki atmasaydım daha iyi olurdu. Belki her şey böylesine içimde takılıp kalmamış olurdu. Ama geçmiş... Ben bu blogu o yüzden yazmaya başladım. İkinci sefer okumayacağım yazılar yazmak için. Belki içimdekileri öldürürsem intiharımı da hazırlayabilirim. Kim bilir?